YENİ EVİME HOŞ GELDİNİZ…
ÖDÜL ve AŞKIN HİKAYESİ………….
Sevgili arkadaşlarım H.Didem ve peynirhöşmelimi arkadaşlarım bir blg arkadaşlığı ödülü olan Uluslararası arkadaşlık ödülü/Friendship Around The World Avard için arkadaşlık listelerine benide eklemişler; onlara buradan çok teşekkür ediyorum.
Bende bazı arkadaşlarıma bu ödülü ulaştırmak istiyorum….
http://gunebakantarlalari.blogspot.com/(Hülya)
http://turklokumu.blogspot.com/(Aybike)
http://tigeraymen.blogspot.com/(Aymen)
http://kalbegidenyol.blogspot.com/(Gözde)
http://yesiminsofrasi.blogspot.com/(Yeşim)
Şimdilik bu kadar baktım birçok arkadaş almış ödülü:))
**** **** **** **** ***** **** **** *****
Bir gün Delilik yakın dostlarını kahve içmek üzere evine davet etmiş.Herkes gelmiş. Kahveler içildikten sonra Delilik dostlarına saklambaç oynamayı önermiş.
- Saklambaç mı? O da nedir? diye sormuş Merak.
-Saklambaç bir oyundur. Sizler saklanırken ben yüze kadar sayacağım.Saymayı bitirdiğimde ilk bulacağım kişi benden sonraki ebe olacaktır.
Korku ve Tembellik dışındakiler Delilik’in önerisini derhal kabul etmişler.
- 1…, 2…, 3… diye yüksek sesle saymaya başlamış Delilik.Acelecilik, ilk bulduğu yere kendini atıvermiş.Utangaçlık, her zamanki alışkanlığıyla bir ağacın gölgesine ilişmiş.Neşe,bahçenin orta yerine doğru yönelmiş.Hüzün, saklanacak yer bulamadığından ağlamaya koyulmuş.Kıskançlık, Başarı’nın peşinden giderek yanıbaşındaki bir kayanın ardına sığınmış.
Delilik saymayı sürdürmüş…
Umutsuzluk, Delilik’in doksan dokuza geldiğini duyduğunda iyiden iyiye umutsuzluğa kapılmış.
- YÜZ ! diye haykırmış Delilik, Saklanmayan ebedir, aramaya başlıyorum…. .
İlk söbelenen Merak olmuş. Birinci kurbanın kim olacağını o kadar merak ediyormuş ki, saklanmayı ihmal etmiş.
Bahçe duvarına baktığında, Delilik Kararsızlık’ı farketmiş; üzerine tünemiş olduğu duvarın hangi tarafına saklanacağını düşünmekle meşgulmüş…..
Ve hemen ardından Neşe’yi, Hüzün’ü, Utangaçlık’ı söbelemiş.Herkes yeniden biraraya geldiğinde Merak sormuş:
-Aşk nerede? Hiç Aşk’ı gören oldu mu?Delilik, Aşk’ı aramaya koyulmuş. Dağlara çıkmış, nehirlerin yataklarına bakmış, ama Aşk’ı hiç bir yerde bulamamış.Çaresiz arayışını sürdüren Delilik, bir gül ağacı ile karşılaşmış. Eline geçirdiği bir çalıyla ağacın dallarını, yapraklarını yoklamış. Aniden tiz bir çığlıkla irkilmiş. Acıyla bağıran Aşk, diken batan gözünü tutuyormuş.
Delilik ne yapacağını bilememiş. Özür dilemiş, yalvarmış yakarmış Aşk’a kendisini affetmesi için.
O kadar üzülmüş ki, bir daha hayat boyu yanından ayrılmayacağını bile vaadetmiş.
Acısı biraz dinen Aşk sonunda özürleri kabul etmiş.
O günden beri Aşk’ın gözü kördür ve Delilik hep yanı başındadır!!!
yaşam.. kategorisinde yayınlandı
UN KURABİYESİ….
Bir haftadan beri bloguma pek uğrayamadım ancak arada bir yorumlarınıza bakabildim.
Koca bir yazı bitirdik ama benim badana işleri bu zaman kaldı,
badanaydı ufak tefek tamirattı pencerelerin değişmesiydi derken bir haftamı aldı tabii. Bu süre içinde de tahmin edeceğiniz gibi öyle yemek pasta işleriyle ilgilenemedim, şimdi arşivden bir kurabiye tarifini bari sizlerle paylaşayımda her gelişinizde aynı manzara olmasın diye düşündüm.
Şimdilik un kurabiyelerimle idare edin işleri halledeyim bakalım neler yapacağım? Bekleyip görelim dimi ama
Un kurabiyesini sevmeyen varmıdır bilmem, ben bayılırım.
İşte sizlere kolay bir tarif şip şak yapın ve yutun:)
Malzemeler:
1 paket yumuşak margarin.
1 çay bardağı sıvı yağ.
1 çorba kaşığı buğday nişastası.
3 çorba kaşığı pudra şekeri.
1 paket vanilya.
Aldığı kadar un (hamur çok yumuşak olmayacak)
Üzeri için pudra şekeri.
Yapılışı:
Yumuşak margarin ve şeker yoğurulur.
İçine sıvı yağ ilave edilir ve karıştırılır.
Un nişasta vanilya ilave edilir ve iyice yoğurulur.
İstenilen şekiller verilir ve 180 derecede ısıtılmış fırında çok kızarmadan pişirilir.
Afiyet olsun…
Kurabiyeler... kategorisinde yayınlandı
SÜBYE, ALIRMISINIZ:)))
Sübye aslında İzmir Tire yöresine ait bir içecek, tarifini tv den almıştım koca yaz geçti deneyemedim.
Sonunda dün akşam durun size bir sübye hazırlayayım nasıl bir içecek olacak bi bakalım deyip işe giriştim. Kaç gün önce kavun çekirdeklerini kurutmuş ve hazırlamıştım zaten.
İçindeki malzemeler oldukça zengin lezzetli bir içecek olacağını tahmin ediyordum ama bu kadar beklemiyordum, süper bir tadı var bence kavunların bol olduğu şu günlerde mutlaka deneyin derim. Şöyle afilli bardaklarda misafirlere ikram edilse bence hiç hayır diyen olmaz
..
Malzemeler….
1 kavun ve çekirdekleri (çekirdekleri kurutun)
1 su bardağı süt.
1 su bardağı su.
istenilen miktarda toz şeker.
2 yemek kaşığı toz hindistan cevizi.
2 yemek kaşığı toz badem..
Hazırlanışı..
Çekirdekleri blendırdan iyice çekin ve kabuklarının ayrılması için elekten eleyin.
Blendırın içine kavunu ve toz şekeri ilave edip çırpın.
Üzerine suyu, sütü, hindistancevizi ve bademi ilave edip tekrar çırpın
.
İşte sübyemiz hazıııır afiyet olsun soğuk olarak ikram edin..
Benim oğluş fotoğrafı çekmemi bile baklayamadi gördüğünüz gibi:)
Hoşçakalın…. Önemli not:
1. Çekirdekler bir gazete kâğıdının üzerinde 2 gün gibi kısa bir sürede kuruyor..
2. Bu ölçüden 6-7 bardak sübye çıkıyor.
İçecekler kategorisinde yayınlandı
ÇOKOPRENS KURABİYE….
Sevgili blogcu arkadaşlarım beni meleğindünyası isimli bir arkadaşım uyardı BURAYA tıklarsanız belki’de kendi yapmış olduğunuz pastaların resimlerini başkalarının nasıl izinsizce kullandıklarını göreceksiniz bukadarına da pes doğrusu…..Gazetede gördüğüm ve uzun zamandan beri denemek istediğim bir tarifti, kısmet bugüneymiş:) sunumu hoş ve lezzetli bir kurabiye..
Malzemeler:
250 gr margarin
2 yumurta sarısı
1 su bardağı pudra şekeri
4 su bardağı un
1 kabartma tozu
1 paket vanilya
2 tepeleme yemek kaşığı kakao
Oda sıcaklığındaki margarinle yumurta sarılarıpudra şekeri iyice karıştırılır.
Üzerine un vanilya ve kabartma tozu koyulup iyice yoğurulur.
Ele yapışmayan bir hamur olmalı, hamur üç eşit parçaya bölünür.
Bir parçası kakao ile yeniden yoğurulur.
Beyaz hamurların biri ilk olarak tezgahta merdaneyle yarım cm kalınlığında açılır.
Aynı şekilde kakaolu hamurda açılıp beyaz hamurun üzerine yerleştirilir.
Diğer beyaz hamurda açılır en üste o yerleştirildikten sonra ister kalıpla ister bıçakla kesilir.
Yağlı kağıt serilmiş tepsiye dizilir, çok aralık bırakılması önemli değil.
18 derece ısıtılmış fırında çok hafif pembeleşene kadar pişirilir.
Hepinize afiyet olsun..
Hoşçakalın…
Yorumlarınızı bekliyorum:)))
Kurabiyeler... kategorisinde yayınlandı
DENİZLİ’Lİ ŞEHİDİMİZİ UĞURLADIK:((((
Şûhedâ gövdesi, bir baksana, dağlar taşlar…
O, rükû olmasa, dünyada eğilmez başlar…
Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, ya râb, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdât inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksünki kanın kurtarıyor tevhid’i….
Bedr’in askerleri ancak, bu kadar şanlı idi..
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
“Gömelim gel seni tarihe” desem, sığmazsın… Bir can daha verdik kara toprağa..
Hakkari’deki hain saldırıda şehit olan askerlerimizinden biriside Denizli Beyağaç’tandı. Sabah bütün Denzili’de selası verildi, öğleyin Çınanardaki yeni camiiden cenazesi kalktı..
Bizde cenazeye katıldık çok kalabalıktı, Şehit Halil İbrahim Arılık’ın naaşı askeri arabayla camiiye getirildi.Cenaze namazı kılındıktan sonra top arabasına yerleştirilen naaş’ı şehitler ölmez vatan bölünmez, kahrolsun pkk sloganları ve tekbirlerle köyüne son yolculuğuna uğurlandı…
İnşallah bu son olur, her seferinde bu sözleri söylüyoruz fakat değişen bişey yok, ana kuzuları ölmekte anaların yüreklerine ateş düşmekte.
Bütün şehitlerimize Allahtan rahmet analarına yakınlarına başsağlığı dilemekten başka birşey yapamıyoruz…
yaşam.. kategorisinde yayınlandı
4 EKİM HAYVANLARI KORUMA GÜNÜ ve BİR KÖPEĞİN AĞZINDAN…:(
Bugün hayvanları koruma günü, ülkemizdeki hayvan haklarıyla bu zavallıcıkları ne kadar koruyabilirsek tabiii!!!!!
Bu korumasız bizlerden en çok sevgi bekleyen hayvanları koruyalııım lütfen sevmek şart değil sevmeyebilirsiniz ama en azından eziyet etmeyelim…..
Hadisler…
15 gün sonra dayanamadım ve aradım tedavisi tamamlandı alabilirisniz dediler. Gözünü almışlar aşılarını yapmışlar vede kısırlaştırmışlar oldukça güzel bakmışlar bende minik yavruyu annesine teslim ettim:))
Üzerinden seneler geçti, şimdi hatırlıyorum da, ben yavruyken şirinliklerime katıla katıla güler, beni yavrum diye çağırırdın.
Beraberce uzun yürüyüşlere çıkar, parklarda koşuşturur, dondurma yerdik hatırlıyormusun? Bana sadece külahını verirdin dondurma bana dokunur diye. Ve evde senin işten dönüşünü beklerken sırtımı ılık güneşe verir, huzurlu derin bir uyku çekerdim.
Zamanla işinde daha fazla zaman geçirmeye başladın, boş zamanlarında da kendine bir eş aramaya koyuldun. Ben seni her zamanki gibi sabırla bekledim, sana hayal kırıklıklarınve acılarında teselli oldum. Yanlış kararlarını hiç bir zaman kınamadım, her defasında seni büyük bir sevinçle karşıladım. Sonunda birine aşık oldun ve evlendin.
BARINAĞA TERK EDİLDİM..
Ne varki eşin köpeklerden pek hazzeden biri çıkmadı. Yine de ben onu sevinçle karşıladım ve ona sevgi gösterim. Mutluydum, çünki sen mutluydun. Sonra insan bebekler geldi aramıza. Yeni yavruların heyecanını sizinle aynen paylaştım. Onların pespembe yumuşacık tenleri, mis gibi bebek kokuları beni heyecanlandırıp hayran bırakıyordu. Ben de onlara annelik etmek istiyordum. Ne yazık ki-her nedense- hem eşin hem de sen onlara zarar vereceğime kanaat getirdiniz ve beni ayrı bir odaya kapattınız hep. Oysa ben sevgiden mahrum kaldıkça, onlara olan sevgim daha çok arttı. Bilmediniz hiç.
Çocuklar büyüdükçe onların en yakın dostu oldum. Tüylerime tutunup tombul bacaklarının üzerinde ilk adımlarını attılar, minicik parmaklarını gözlerime soktular, kulaklarımın içini karıştırdılar, burnuma öpücükler kondurdular. Gerektiğinde onları hayatım pahasına korumaya hazırdım. Ama bu arada senin dokunuşuna ise hasret olmuştum. “köpeğin var mı?” sorusuna, cüzdanından resmimi çıkarıp,hakkımda şirin hikayeler anlattığın zamanlar artık geride kalmıştı. Senin köpeğin olmaktan çıkıp itin biri oldum; bana yaptığın her masraf sana batmaya başladı.
Sonunda da başka bir şehre tayinin çıktı. Yeni apartmanınızda sana ve aile yer vardı ama bana yoktu. Ailen için en doğru kararı verdin belki ama unutma ki, bir zamanlar ailen sadece benden ibaretti.
Son araba gezintimize çıktığımızda heyecanlıydım. Ta ki barınağa varana kadar. Barınak köpek, kedi, korku ve umutsuzluk kokuyordu. Gereken evrakları doldurduğunu ve “ona çok iyi bir ev bulacağınıza eminim” dediğini hatırlıyorum. Omuz silkip sana karamsar bir bakış attılar. Onlar orta yaşlı, terk edilen bir köpek veya kedinin akıbetinin farkındaydılar.
Oğlunun tasmama yapışan elini zorla açmak zorunda kaldın.Çığlık çığlığa haykırmasına aldırmadın belki ama ben onun adına hem üzüldüm hem de çok endişelendim. Endişem, ona o anda arkadaşlık, sadkat, sevgi ve sorumluluk, bir cana duyulan saygı konusunda vermiş olduğun hatalı hayat dersinde yatıyordu. Başıma son bir kere dokunup bana veda ettin, göz göze gelmemeye özen gösterdin. Gitmen gereken yerler, yetişmen gereken işler vardı ve zaman aleyhine çalışıyordu nasıl ki şimdi de benim aleyhime çalıştığı gibi.
Sen ayrıldıktan sonra, barınaktaki iki tatlı kadın taşınacağı aylar öncesinden bildiğin halde bana uygun bir yuva bulmak için en ufak bir çaba sarf etmediğinden yakındılar. Sadece üzüntü içinde başlarını sallayıp “nasıl yaparsın” sordular arkandan.
Barınakta, zamanları izin verdiği ölçüde bizimle ilgileniyorlar. Bizi besliyorlar tabiiki ama bende iştah falan kalmadı. Önceleri ne zaman biri kafesime yaklaşsa sensindir diye kafesin önüne koşardımm. Belki kararını değiştirdin, belki bunların hepsi kötü bir rüyadan ibaretti veya belki bana acıyan biri beni kurtarmaya gelmişti… Ama anladım ki şirin yavru köpeklerle bu konuda yarışmam söz konusu bile değil. İşte o zaman kaderime razı olup kçşeme çekildim ve akıbetimi beklemeye koyuldum.
VE ÖLÜM…
Önce ayak seslerini duydum onun. El ayak çekildikten sonra beni kafesimden çıkardı. Onu uslu uslu koridorun sonundaki odaya kadar takip ettim. Sessiz, sakin bir odaydı. Beni yavaşça kaldırdı ve masanın üstüne koydu, başımı okşadı, kulaklarımın arkasını kaşıdı, tasalanmamamı söyledi. Kalbim heyecanla çarpıyordu ama aynı zamanda içimi de sonsuz bir huzur kapladı. Sayılı günlerim dolmuştu demek ki … Kendimden çok onun için üzülüyordum. Üzerimdeki yük çok ağırdı, onu eziyordu ve beraberliğimiz süresince senin de her ruh halini anladığım gibi onun da içinde bulunduğu durumun farkındaydım.
Eli çok hafifti, gözünden akan yaşları görmesem, ön patimdeki damarıma bağladığı turnikeyi neredeyse fark etmeyecektim bile. Seneler önce seni de teselli ettiğim gibi, hafifçe elini yaladım. İğnenin ucunu usulca damarımdan içeri kaydırdı. Önce hafif bir sızı, arkasından damarımda dolaşmaya başlayan buz gibi sıvıyı hissettim.
Kafam ve gözlerim ağırlaştı ve onun merhamet dolu gözlerine bakarak son defa “Nasıl yaparsın” diye fısıldadım. Belki de benim lisanımı anladığı içi, “Ne kadar üzgünüm bilemessin” diye cevap verdi. Bana sarıldı, beni çok huzurlu ve güzel bir yere göndermekte olduğunu anlatmaya başladı. Öyle bir yer ki, bir daha ne ihmal edilecek ne acı çekecek ne de kendimi korumak zorunda kalacaktım. Öyle bir yer ki sevgi ve ışık içinde, bu sefil dünyadandaha farklı güzellikte bir yerdi…
Son nefesimle kuyruğumu son bir kez sallayarak,”Nasıl yaparsın” derken onu kastetmediğimi anlatmaya çalıştım. Kastettiğim sendin, canımdan çok sevdiğim sahibim! Seni her zaman anacağım sonsuza dek bekleyeceğim, bunu bil. Son dileğim, hayatındaki herkesin sana benim gösterdiğim sadakati göstermesi…..
İşte bugün de okuduğumda gözyaşlarımı tutamadığım bu hikayeyi sizlerinde okumasını istedim. Çünkü hayvanlarında bir can taşıdıklarını ve onlarında acı çekebildiklerini ve duyguları olabileceklerini hepimizin bilmesini ve onlara karşı daha anlayışlı davranmamız gerektiğini düşünüyorum. Bir hayvan sever olarak. Lütfen evde baktığımız hayvanlarımız sokaklara ve barınaklara bırakmayalım, bir heves uğruna alıp atmayalım. Bakın bu fotoğraftakiler de evizimdeki yavrucuklarımız:))
Evdeki hayvan dostlarım.., yaşam.. kategorisinde yayınlandı
MEYVELERİN YARARLARI…………
Eveeeeeet…
Allahın izniyle bir bayramı daha sağ salim bitirdik, Allah tekrarlarını nasip etsin…
Bayramda oruçtan çıkmış ağır yemekleri ve tatlıları fazla kaçırınca birçoğumuz midemizden şikeyetçi olmuşuzdur heralde, açıkçası ben çok rahatsız olurum.
İşte artık biraz meyve ağırlıklı beslenelim ki midemizde rahat etsin diyerek sizlere meyvelerin faydalarından bahsedeyim istedim..
Buyrun bakalım her derde deva şifa kaynağı meyvelerden almazmısınız:)))))
Meyvelerin Yararları








* Başlı başına bir C vitamini deposudur, bir adet kivide günlük alınması gereken C vitamini ihtiyacından fazlası vardır,VİŞNE…


* Soğuk algınlığı ve gripten korunmaya yardım eder,



yaşam.. kategorisinde yayınlandı
SÜNGER GİBİ HARİKA MARSHMALLOW ŞEKERLER
Geçtiğimiz bayramda yaptığım marsmallow şekerleri tekrardan sizlerle paylaşmak istedim;
Ben bu şekerlerle sizlerin bayramını şimdiden kutluyorum artık sizlerin bloglarına bu günlerde uğrayamayabilirim….
Herkese hayırlı bayramlar hoşçakalın….
Çok eskidendi belki el öpmeler, kenarı dantelli mendiller içinde şekerler,avuca zor sığan kocaman 2,5 liralık bayram harçlıkları…
Postacının getirdiği, uzaktaki dostların bayramıkutlayan bayram kartlari…
Aniden yok oldular, yittiler eskilerde bir yerlerde.
Yıllarca sadece seyahate gidenler tesadüfen karşılaştılarsa kutladılarbirbirlerinin bayramlarını.
Artık bayramlar sadece birer “fırsat” oldu, yorgun bedenlerin dinlenmesi için…
Ve birgün sanal alemle tanıştık ve yeniden hatırladık bayramlaşmanın keyfini…
Kenarı dantelli mendiller, parlak kağıda sarılı şekerler, madeni2,5 liralık bayram harçlıkları yoktu belki ama bir küçük haber vardı dostlardan;
uzun süredir karşılaşmadığın, hala aynı adreste olup olmadığını bilmediğin…
Sanal da olsa hatırlandığını, unutulmadığını öğrendiğin.. …
Ve eski, tek yaprak bayram kartlarında yazıldığı gibi..
Daha nice bayramlar dileğiyle.
****************************************************************
Sizlere ilk marshmallow denememi anlatmıştım tarifinide vermiştim, bayram için arefe günü tekrardan yaptım ama bu şekerlerim çok harika oldular bütün misafirlerim çok beğendi.
Okadar güzel oldularki fosur fosur sünger gibi şekerler bende bu güzel şekerleri tekrardan sizlere anlatmak istedim. Aslında oyalayıcı bir tarif ama yapması çok zevkli hele bide sonunda beğenilince insanın çok hoşuna gidiyor. Ben jelatini ve glikozu kaşık ölçüsü olarak veriyorum sizin için daha kolay olur, işte şekerlerin tarifi.
MALZEMELER…
2 yemek kaşığı toz jelatin
130 ml soğuk su
beraber 10 dakika kadar mikser ile iyice çırpılır.
200 gr ince pudra şekeri
3 yemek kaşığı dolu dolu glikoz
70 ml su ve bir fiske tuz
Beraber kısık ateşte altı kalın bir tencerede karıştırarak kaynatılır. Kaynadıktan sonra 10 dakika kadar karıştırarak pişirilir.
Ocağın üzerinden alınır kaynamasının durması beklenir ve içine çırpılan jelatin ilave edilir.
Mikser ile çırpmaya başlanır, 15 dakika kadar çırpılır. içerisine vanilya koyulacaksa çırpma işleminin sonunda ilave edilir.
Ben bu sefer çilekli yaptım çırpma işleminin sonunda içine 3 çay kaşığı çilek aroması ve birazda pembe gıda boyası koydum tekrardan çırptım tamamen karıştıktan sonra dikdörtgen borcamı ilk olarak çiçek yağı ile yapladım üzerinede yarım çay bardağı nişasta ve yarım çay bardağı pudra şekerini değirmende çektikten sonra bu karışımın yarısını yağladığım borcama döktüm ve şekeri boşalttım şekerin üzerine kalan nişastalı karışımı döküp elimle düzelttim ve buzdolabına koydum 5-6 saat bekledikten sonra mutfak makası ile kestim kestiğim kenarlarında birbirine yapışmaması için dökülen şeker ve nişasta karışımına buladım..
Gelen misafirlerime ikram ettim:))))
AFİYET OLSUN…
Şekerler... kategorisinde yayınlandı
ÇİKOLTALI CEVİZLİ KITIR, KITIR BİSKÜVİ..
Bu biküvi’nin tarifini blog arkadaşım Yeşim’den aldım, çok güzel, hiç bayatamayan kıtır kıtır bir bisküvi tavsiye ederim.. Kurabiye değil bisküvi dikkatinizi çekeyim:)))
Malzemeler:
150 gr margarin
110.gr şeker
2 yumurta
100 gr çikolata
50 gr ceviz
1 çay kaşığı tarçın
1 çay kaşığı kabartma tozu
240 gr un
Yağ ve şeker birbirine yedirilir.
Mikser ile karıştırırken teker teker yumurtaları eklenir.
Çikolata ve cevizler irice doğranır karışıma ilave edilir.
Tarçın, un ve kabartma tozu harmanlanır ve karışıma eklenir.
Hamur çok yumuşak ve yapışkan olacak.
Hamurdan yaklaşık 30 adet bisküvi yapılır ve tepsiye dizilir.
200 derece ısıtılmış fırında 15 dakika pişirilir.
Fırından çıktıklarında hala hafif yumuşak olduklarından, sertleşmeleri için fırın teli üzerinde soğutulur.
Afiyet olsun..
Kurabiyeler... kategorisinde yayınlandı
Kategoriler
- çorbalar…
- Babadağ yemekleri
- Balıklar…
- Börekler…
- Benim yemeklerim
- Dolmalar….
- El işlerim…
- Etli yemekler…
- Evdeki hayvan dostlarım..
- Hamur işleri…
- Kahvaltılıklar..
- Köfteler…
- Kekler..
- Krepli tarifler…
- Kurabiyeler…
- Pastalar…
- Patatesli lezzetler…
- Pilavlar…
- Poğaçalar….
- Salatalar…
- Sütlü Tatlılar…
- Sobe…
- Tatlılar…
- Tavuk Yemekleri..
- Turşular….
- Uncategorized
- yaşam..
- zeytinyağlılar
- Şekerler…
- İçecekler